Salgın Gündemine Notlar #1 • Belirsizlik, tehdit ve kader birliği
Sözcüklemeye (adımlamak gibi!) başladığım bu içeriğin açıklama bekleyen muammalar üzerine bir derleme olmaktan çok uzakta, aşina olana ilişkin belki derleyici ve anlamlı kompozisyonlar olacağını öngörüyorum. Ve umuyorum. Böylesi bir içerik hedefinin bloglamakla/blog içeriğiyle uyumlu bir meşgale olacağını sanıyorum. Özellikle, beraberce Derneği'nin faaliyetine katılmam da (bkz., https://youtu.be/f4RnPPXLXjk) bu blog içeriği fikrinde eyleyici/itici güç oldu. Sınırlarından taşmak pekâlâ olası, fakat bu içeriklerde büyük ölçüde sosyal psikoloji bilgisiyle vokabüler 'egzersizler' yapmaya ve gündemimize derkenarlar çıkarmaya çalışacağım.
Gündemimizi tarifleyici birbirine denk muhtelif sözcük grupları var: korona günleri, salgın zamanları, pandemi koşulları, Covid-19 krizi, sağlık felaketi/faciası vd. Mart ayından bu yana biriken bu deneyimle beraber aktüelde içinde olduğumuz, maruz kaldığımız, deneyimlediğimiz şey belirsizlik (uncertainty), tehdit (threat) ve kader birliği (/ortak kader, common fate) nosyonlarıyla sabitlenebilir görünüyor.
Evvela belirsizlik. Kara veba, İspanyol gribi gibi kolektif belleğimizden çağırdığımız geçmiş olaylar yahut yakın dönem kimi sağlık krizlerini gözettiğimizde (ayrıca, genel anlamda 'felaketleri' imlersek) hiç aşina olmadığımız bir insanlık deneyimi diyemeyiz mevcut salgın zamanlarına. Ve ama küreselleşmiş şu zamanlarda birincil öznel deneyimleriyle bizler için bir belirsizlik kaynağı bu zamanlar. Bu belirsizlikte Veba ve İspanyol gribi örnekleri ise tarihsel referans çerçeveleri ve tutamak noktaları olarak beliriyor. Ve daha nicesi.
Salgın zamanları bizim için bir belirsizlik kaynağı kaynağı olduğu kadar tehdit kaynağı da. Öncelikle elbette yaşamsal bir tehdit, sağlık tehdidi. Peşi sıra yol açtıklarıyla ise çıkarılabilecek uzun bir liste var (makro- ve mikro-ölçekte), sözgelimi ekonomik bir tehdit yahut stresör.
Aylardır vefatlar ve kayıplarımız, takip ettiğimiz haberler, aldığımız tedbirler, fiziksel mesafelenme ve sosyal izalosyon hâlleri ve diğer pek çok pratiğimiz ile genel ölçekte kırılmış olan gündelik rutinimizle küresel-ortak bir gündemin içinde, aynı şeye kanalizeyiz. Belirsizlik ve tehdit kaynağı olarak salgın zamanları, yüzleşme daveti nevinden anlamlandırılabilecek bir hatırlatıcı diye düşünüyorum: Kolektif temelde yaşadığımız bir tane hayat var ve bu hayatı yaşanabilir kılmak bizim elimizde. Ortak bir kaderi paylaşıyoruz ve bir ömürlük misafiriz. 'Ortak kader' nosyonu Gestalt ilkelerinden, 'bir ömürlük misafir' olmaksa Erkan Oğur'dan mülhem.
Deneyim, duygulanım, edimlerimizle irdelenmeye değer pek çok odak söz konusu: Kimlik, komplo teorileri, gündelik hayat ve rutin arayışları, bellek, ev, ayrımcılık ve önyargı, risk algısı ve riskli davranış, dayanışma ve kolektif direnç/sağlamlık/dayanıklılık, evde kalma normu, online/dijital platformlar ve kişiler arası iletişim (...) aklıma gelen odak-temalar arasında. Bunlara dair notlar düşmek istiyorum gelecek içeriklerde.