Salgın Gündemine Notlar #3 • Gündelik hayatın idamesi, norm ve rutinler

COVID-19'a yönelik alınan tedbirleri ve kurum ve yapıların salgın ile ilgili kısıtlamalarını göz önünde bulundurduğumuzda, salgın zamanlarının aşina ve 'normal' addettiğimiz gündeliğimizde bir kırılmaya yol açtığını tereddütsüz biçimde ifade edebiliriz. Diğer bir ifadeyle, sözgelimi Türkiye ölçeğinde Mart 2020 itibariyle uyandığımız sabahlar öncekilerden farklı olmaya başladı ve rutinlerimizde dramatik dönüşümler oldu. Ve hem, belirsizlik ve tehdit dolu biçimde. Fırat M. Hacıahmetoğlu, Birikim'deki yazısında henüz Türkiye için başlangıç addedilen tarihten kısa bir süre sonra gündelik hayat kavramının anlam ve değerine bu sebeple hakkını teslim ediyor olmalı (bkz., https://birikimdergisi.com/guncel/10028/koronavirus-ve-gunluk-hayat). Oldukça panoramik bakışla dahi, maske takmak ve dezenfektan kullanımı gibi yeni norm ve kuralları, iletişimde Zoom-platformu kullanımı başta olmak üzere değişen pratiklerimizi, (elbette kalabilenlerimiz ölçeğinde, eşitsizliğin ayyukunda!) eve kapanma(lar)mızı birer örnek olarak saptayabiliriz. Ayrıca popülerleşen başka şeyler de yok mu? Evde ekmek yapmak, örneğin. The Guardian'deki habere göre, bu, stresi azaltan bireysel bir şifa yolu olarak okunabilirmiş (bkz., https://www.theguardian.com/us-news/2020/apr/19/coronavirus-stress-baking-sourdough-kneading-relax). Belki birey düzeyi çıktı öyledir, tamam, ancak bu paterni nasıl açıklamalı? Dahası, neden eskisi değilse de artık 'yeni normali' arar olduk; rutinlerin ve alışkanlıkların anlamı, değeri nedir?

İnsanın gündelik hayatını nasıl idame ettirdiği (conduct of everyday life) konusu eleştirel psikoloji içerisinde karşılık bulmaktadır (Ernst Schraube ve Charlotte Højholt'un editörlüğündeki kitap için, bkz., Psychology and the Conduct of Everyday Life). İnsan davranış ve deneyimine indirgemeci bakışla bir vakum içinde ve dondurulmuş değişken denklemleriyle yaklaşan geleneksel psikoloji anlayışının tedavülden kalkması gerektiğine, belki de bu anaakım perspektifin sırf gündelik hayat nosyonuna kayıtsız kalıyor oluşu, bir gerekçelendirme olabilir mi? Ben olabileceği kanısındayım. Bu, anaakım akademik perspektifin, hayat gerçekliğine yabancılaşmış bir yaklaşım oluşunu anlatıyor bana. 

Højholt ve Schraube'ye göre, sözgelimi tekrarlar açısından insan aktiviteleri evvela 'gündelik'tir. (i) Ve, gündelik yaşamın döngüsel organizasyonu içinde ritim, rutin ve alışkanlıklar gündelik hayatın idame ettirilmesinin ilk boyutudur. Bu insanı pasifize eden bir yaklaşım değil, tam aksine aktif bir özne kılan bir değerlendirmedir. (ii) Gündelik hayat ritim ve rutinler açısından değerlendirildiğinde yeniden-üretici bir işleve sahip olduğu gibi, aslında başlı başına üretken de bir potansiyele de sahip. Aktüel salgın zamanları deneyimimizde olduğu gibi, bigane ve olağanın dışında durumlara gündelik hayatın üretken potansiyeli sayesinde yanıt veririz. Evde kalabilenlerimizin ekmek yapması, yogaya artan ilgi gibi basit ve (peşinen kabul edelim) yüzeysel gözlemler bunu destekleyici mahiyette. Bu, belirsizlik ve tehditle baş etmede gündelik hayat ritim ve rutinlerinin payına işaret ediyor olabilir mi? (iii) Nihayetinde, gündelik hayatın döngüsel organizasyonu da, belirsizlik imli olağanın dışındaki deneyimlere karşı üretken potansiyeli de bizi sosyal ilişkiler ağıdaki öznenin (moderniteyle malul, birey de diyebiliriz buna, bireyin) anlam-üretime getirir: Dünü, bugünü ve yarınıyla sürekli bir anlam üretimi. Paylaştığımız gündelik hayattır bunu yapmamızı sağlayan (veya yapmamıza neden olan).