Kimliğin Sosyalliğinden İçeri Hâl-i Pürmelâlimiz: Yakın Dönem Üç Vaka Üzerinden Kimlik Okumaları
İnsan deneyim ve
davranışına doğrudan yahut dolaylı temas eden diğer/komşu sosyal ve beşerî
bilim dallarına kıyasla, sosyal psikoloji disiplininin deneysel yöntemden hermenötik
çözümlemelere bir metodoloji deposu olma vasfı (bkz. Bilgin, 1995; Breakwell, 2004) incelediği konuların genişliği ve çeşitliliğinin doğal bir sonucu
olarak anlaşılabilir gözükmektedir. Yanı sıra, kuramsal-kavramsal zenginliği (bkz. Bilgin, 2007; Gawronski ve Bodenhausen, 2018;
Kruglanski ve Stroebe, 2012) ile bir
potada eritildiğinde “kuram ve metodoloji deposu” yakıştırması bu disipline
uygun bir niteleme olacaktır. Nicel, nitel ve karma yöntemsel tasarımda
gerçekleştirilmiş araştırmalarla bezeli bu kuram ve metodoloji deposu,
sözgelimi, edebiyat ve tarih gibi alanlarla ilişkisi göz önünde
bulundurulduğunda, çeşitli arayış ve girişimler olduğunu vurgulamak bir yana (örn. Contarello, 2008; Kuşdil, 2008), cılız denebilecek bir etkileşim içindedir. Ki bu da disiplinlerarasılığın
hakkının ne denli teslim edildiğinin irdelenmesi gerektiğini düşündürmektedir. Sosyal
psikolojinin disiplinlerarasılık ile imtihanı konusu bize büyük bir kapı
aralayabilir, ancak bu kapıdan dışarı, fazla uzağa açılmaksızın bir göz atmakla
yetinerek “aktüel sosyal/politik olay, gelişme, durumların kritiğinde” sosyal
psikolojik gözlüğün işlev ve potansiyeline eğilmek bu metnin kapsam ve
sınırlarını tayin etmiş olsun.
Bu denemede, sosyal
psikolojinin güven bunalımı olarak ifade edilen döneminde, disiplinin
ilerleyişine bir itiraz olarak filizlenmiş olan ve disiplinin tarihinde (hem
kuramsal açılımları, hem görgül katkıları hem de metodolojik seyri ile) önemli
bir yer tutan Sosyal Kimlik Yaklaşımı (SKY) (Reicher vd., 2010; Tajfel ve Turner, 1979; Turner vd.,
1987) çerçevesinde bir çözümleme
ve kritik sunmaya çalışacağım. Katı-sistematik bir metodolojik angajmandan
tamamen uzak (hatta kopuk), kasıtlı biçimde gayriakademik kelime
kullanımlarıyla dolu bu yarı-akademik tandanslı metinde, ülkemizde son iki
yılda cereyan etmiş üç vaka seçilmiş ve bunlar özgün ifadelerle
başlıklandırılmıştır:
- ‘Hiç Olmak’ ve
Müziğin Birleştirememesi: Erkan Oğur ve İbrahim Kalın (“Erkan Oğur’un İbrahim Kalın’ın türküsüne eşlik
etmesiyle başlayan tartışmada kim ne dedi?”, 2021),
- Farazi Bir Pazar
Kahvaltısı Planı: Selahattin-Başak Demirtaş ve Meral Akşener (Çakır, 2020) ve
- Nekro-Siyasete Karşı ‘Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi’ (Pirayende Karcanlı, 2022)
Bu vakaların nasıl seçildiği son derece muğlaktır, özneldir: Kendi payıma, “Son zamanlarda bu coğrafyada hâl-i pürmelâlimizi somutlayan neler oldu, bitti?” sorusuna çağrışımsal temelde birer yanıt teşkil etmektedir. Elbette başka pek çok yanıt bulunabilir. Sosyal medyada yer bulmaları açısından değerlendirildiğinde, görece öne çıkan olaylar olmaları ve bir kolaj olarak bakıldığında ise, tematik farklılaşma arz etmeleri bu üçünü cazip kılmıştır. Denemede, üç vaka üzerinde SKY’nin kuramsal-kavramsal olanakları ve sosyal psikoloji içi diğer temaslar yoluyla ‘vokabüler bir egzersiz’ hedeflenmiştir (benzerleri için bkz. Abayhan, 2016; Bilgin, 2005; Karlıdağ, 2019, 2022; Kuşdil vd., 2014).
Sosyal Psikolojinin İlerleyişine Bir İtiraz Olarak Sosyal Kimlik Yaklaşımı
Grup üyeliği, grup
süreçleri ve gruplar arası ilişkileri ele alan bir sosyal psikoloji ekolü
olarak SKY temelde iki kuramsal adresle örülüdür: Sosyal Kimlik Kuramı (SKK) (Tajfel, 1982; Tajfel ve Turner, 1979) ve Kendini Sınıflandırma Kuramı (KSK) (Turner vd., 1987; Turner, 1999; Turner ve Reynolds,
2012). Sosyal psikolojinin ‘güven
bunalımı yahut krizi olarak ifade edilen dönemde, 1970’li yıllarda serimlenen SKK,
sosyal psikoloji için temel sorunsal olarak süregelmiş, birey–grup ilişkisini
mercek altına alır. KSK ise SKK’nin revizyonuyla kuramsal sahayı genişletir
demek yanlış olmayacaktır. SKY’de Le Bon, McDougall, Durkheim, Lewin, Sherif,
Asch gibi disiplini etkileyen, özgünlüğünü ve sınırlarını karakterize eden öncü
isimlerin paylaştığı görüşün benzeri, diğer bir ifadeyle sosyal grubun
(bütünün), ona içkin bireylerin (parçaların) toplamından aşkın/farklı, sui
generis bir gerçeklik olduğu fikri yatmaktadır (Greenwood, 2004; Turner ve Oakes, 1997).
SKK, literatürde, erken
dönem minimal grup paradigması temelli araştırmalarla (bkz. Diehl, 1990) belirmiştir. Grup yanlılığının asgari koşullarının deneysel
çalışmalarla incelemeye alındığı araştırma dizisiyle filizlenen SKK, önyargı
temelli çatışmalı gruplar arası ilişkileri ve sosyal değişime yönelik olguları ‘özdeşim’,
‘kategorizasyon’ ve ‘sosyal karşılaştırma’ ile irdelemektedir. Kurama göre,
insanlar kendilerini ve sosyal çevrelerini bilişsel ve motivasyonel temelde
sınıflandırmaktadır. Sosyal kimlik bireyin ait olduğu gruba bağlı gelişen
özdeşim dolayısıyla sosyal sınıflandırma (ya da kategorizasyon) sürecinin bir
sonucudur. Sınıflandırma süreci veya grup mensubiyeti özsaygı motivasyonel
ihtiyacını karşılamak, korumak ve/veya sürdürmek dolayımında iç-grup
tarafgirliğini beraberinde getirebilmektedir (Abrams ve Hogg, 1988; Brown, 2000).
KSK’ye göre, birey
kendini kategorinin ‘uygunluğu’ ve ‘ulaşılabilirliğine’ bağlı şekilde, üç
farklı soyutluk düzeyinde sınıflandırmaktadır: (i) kişiler arası referans
çerçevesinde bireysel kimlik, (ii) gruplar arası referans çerçevesinde sosyal kimlik
ve (iii) üst-soyutluk düzeyinde insanlık kimliği (Reicher vd., 2010; Turner ve Reynolds, 2012). KSK’nin varsayımları doğrultusunda denilebilir ki, birey, sosyal
kimlik belirginliği ile bireysel benlik algısından uzaklaşılarak psikolojik
depersonalizasyona sevk olur. Sosyal kimliğin farklı hâl/veçheleri olduğunu
savunan Brewer’e (2001) göre, ifade edilen ‘gruplar arası düzeye’ durumsal denebilecek açılımlar
getirmek mümkün gözükmektedir: Bunlar, kişi-temelli sosyal kimlik, ilişkisel
sosyal kimlik, grup-temelli sosyal kimlik ve kolektif kimlik olarak ifade
edilebilir.
Yukarıda panoramik
bir bakışla ve başat özellikleriyle böyle izah edilmeye çalışılan SKY, temel
kavramsal dağarcığı ve ardılı kuramsal açılımları ile güncel sosyo-politik olay
ve gelişmelerin kritiğinde nasıl işlev ve potansiyele sahiptir?
Üç Vaka
1. ‘Hiç Olmak’ ve Müziğin Birleştirememesi: Erkan Oğur ve İbrahim Kalın
14 Nisan 2021
tarihinde İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” isimli eseri paylaşıldı. Söz ve müziği
kendisine ait olan bu parçada dikkati çeken detay gitar, e-bow ve kopuzu Erkan
Oğur’un üstlenmiş olması (bkz. Kalın, 2021), yanı sıra daha az dikkat çeken, Derya Türkan’ın kemençe ile katkı
sunmasıydı. Bunun sosyal medyada paylaşımı ile Erkan Oğur yoğun bir eleştiri
bombardımanına tutuldu (“Erkan Oğur’un İbrahim Kalın’ın türküsüne eşlik
etmesiyle başlayan tartışmada kim ne dedi?”, 2021). Bu gelişme, oldukça yeni tabirler olmalarına karşın dağarcığımıza
işlemiş olan sosyal medya linçi ve iptal kültürü (Saint-Louis, 2021) kapsamında ele alınabilir gözükmektedir.
Alıntı 1:
https://twitter.com/oencueonur/status/1382378043029794817 (Son Görüntüleme Tarihi: 14.11.2022) |
Erkan Oğur’a yönelik sosyal medya linçi, deyim yerindeyse grup sınırlarının ‘ihlaline’ bir tepki olarak açığa çıkmıştır. Burada (paylaşılan) kolektif öfke kurucu gözükmektedir. Sosyal medya kullanıcılarının, birörnek biçimde, grup prototipinden sapmış olarak gördükleri ve dış-grup tarafgirliği sergilediğini (yahut sergileme ihtimali sinyallediğini) düşündükleri Erkan Oğur’u, bundan böyle dinlemeyi bırakacakları beyanları ve/veya ahlaki dışlamaya varan söylemsel pratikleri, süreçsel olarak SKY’nin depersonalizasyon ile yeniden bir okuma getirdiği bireylik yitimi fenomeni açısından değerlendirilebilir (Reicher vd., 1995). Asılsız olduğu anlaşılan, Erkan Oğur’un Gümüşlük Köyü’nde açmayı planladığı müzik okulu için iktidar desteği aldığı iddiası, damgalamalara bir gerekçe mahiyetinde türemiş ve hızla yaygınlaşmış gözükmektedir. Pek çok kişi, (bir token olarak) İbrahim Kalın’ın nezdinde dış-gruba yönelik antipatisini, günah keçisi yahut yüz karası olarak Erkan Oğur’a boca etmekten geri durmamıştır. Bu kimseler için sahici muhalif duruşa aykırı hareket etmiş, yani makbul ve makul davranmamış olan Erkan Oğur gözden çıkarılmaya değerdir. Buna göre, ahlaki normların grup süreçlerinde davranışsal düzenlemedeki doğrudan etkisi (Ellemers vd., 2013) bu gözden çıkarma ve dışlamayı anlaşılır kılmaktadır (bkz. Alıntı 1).
Alıntı 2:
| https://twitter.com/PopDedik/status/1382620829532438529 (Son Görüntüleme Tarihi: 14.11.2022) |
Öte
yandan, Erkan Oğur sıradan bir isim değildir. Her şeye rağmen Erkan Oğur’u
savunanlar azınlıkta gibi durmaktadır (bir örnek için bkz. “Ceylan Ertem’in Erkan Oğur’u
savunma şekli”, 2021). Ancak belki
de, ne her şeye rağmen savunan ne de gelişen linçe dahli olan, buna karşın
kırgınlığını, ‘gönül koyduğunu’ ifade edenler sayıca daha fazla olabilir. Burada
kurucu duygu, paylaşılan kırgınlıktır (bkz. Alıntı 2). Grup-temelli duygular (bkz. Kuppens ve Yzerbyt, 2012) burada da algı, değerlendirme ve üretilen söz üzerinde bir etki
alanına sahip gözükmektedir. Eleştirinin meşruiyetini onaylamak ve ama secundum
quid ile tekil bir durumdan hareketle kült bir ismin tefe koyulamayacağını
savunmak öne çıkmaktadır. Grup üyesinin yetkinliğine/yeterliğine yönelik
paylaşılan algı ve kanaatin beraberinde getirdiği bu savunuda, Erkan Oğur’a
açık yahut örtük bir çağrı bulunmaktadır. Demirtaş’ın (2021) yorumu, grup sınırlarının yeniden tesisi ile (düşmüş olan) kolektif
özsaygı ve iyi-oluşu pekiştirmek ve sosyal bir kür yahut onarma arayışı (Jetten vd., 2017) olarak nitelenebilir: “Erkan Oğur’u, biz burada duvarları yıkan
sesiyle biliriz, severiz. Hep öyle olsun, onunla güzel anılarınız hep güzel
kalsın isteriz. Onu dinlerken Kalın İbrahim’i değil, İnce Erkan’ı hissetmeyi
tercih ederiz. (...) bu kadarına hakkımız vardır sanırım.”
Linçin diğer yüzünü es geçmemek gerekir: Erkan Oğur’u eleştirenleri cephe alan ‘karşı mahalle’ üyeleri, ‘muhalefeti’, Erkan Oğur’u eleştirerek sanat düşmanlığına soyunduğunu ve saygısızca bir konum aldığını argümante ederek hedef almıştır (bkz. Alıntı 3).
Alıntı 3:
| https://twitter.com/avkusmen/status/1382379376948445185 (Son Görüntüleme Tarihi: 14.11.2022) |
İki gün sonra, 16 Nisan 2021 tarihinde, Independent Türkçe’de Ali Kemal Erdem’e (2021) verdiği röportajda, Erkan Oğur bir özeleştiri getirdi: “İçimin bir köşesi cız etmişti, benim ne işim var diye. Belki benim de hatam olmuş olabilir, böyle bir şeyi kabul etmek. Ben sadece müzik tarafına baktığım için çalmakta pek sorun görmedim. İnsanlar başka taraflara çektiler. Beni tanımadıkları için. Ben bugünkü iktidarı, hükümeti politikaları nedeniyle tasvip eden biri değilim.”
Bunların yanında, Hiç
Oldum parçasına olan katkısındaki iş birliğinde siyaset sahasındaki kimliği
ile İbrahim Kalın’ı değil, “bağlama çalıp, halk müziği seven” İbrahim’i
gördüğünü belirten Erkan Oğur, denilebilir ki politik angajmanlara dayalı
kimlik belirginliğinde yaşanan çalkantılı iki günün üzerine, kendi kimlik
repertuvarından gruplar arası ilişkiler referans çerçevesinde politik kimlik
unsurlarını öne çıkarmıştır: “Kimi aktif, kimi pasif olarak siyasetle
ilgilenir. Ben solcu, devrimci birisiyim.” Röportajın bitiminde, “Vermek
istediğiniz son bir mesajınız var mı?” sorusuna Erkan Oğur, “Yaşamın sonu
sessizliktir. Bir gün ben de susarım. Sevgi kalır.” yanıtını vermiştir.
2. Farazi Bir Pazar Kahvaltısı Planı: Selahattin-Başak Demirtaş ve Meral
Akşener
Selahattin Demirtaş’ın 7 Eylül 2020 tarihinde Ruşen Çakır’a (2020) verdiği röportajda şu sözleri sarf etmektedir:
Örneğin, siyasi amaçla bir araya gelmeden önce tüm liderler, sırf aile ziyareti kapsamında ve insani ilişki çerçevesinde, bir kahvaltı için herhangi bir liderin evinde buluşarak birbirlerini daha yakından tanımaya, daha iyi anlamaya gayret edebilirler. Mesela ben dışarıda olsaydım bir sabah Başak ile birlikte Meral Hanım’ın kapısını çalar ve “Kahvaltıya geldik” derdim.
Bu sözlerde, bir siyasi parti ve
toplumsal bir grubun öznesi olma vasıflarının mümkün mertebe paranteze alınmaya
çalışıldığı gözükmektedir. Buna göre, çat kapı bir pazar kahvaltısı
olasılığını, sosyal kimliğin kişi-temelli ve ilişkisel yüzleriyle (Brewer, 2001) iyicil ve güvene dayalı ilişkilerin geliştirilmesi arzusuyla bezeli bir
sosyal temas girişimi (bkz. Tropp, 2008) olarak okumak yanlış olmayacaktır. Diğer bir ifadeyle, sosyal kimliğin
grup-temelli ve kolektif veçhelerindense, sözgelimi, kişi-temelli yüzünü öne
çıkarmak, Selahattin Demirtaş ve Meral Akşener’in temsil ettiği politik
kimlikler açısından kadim denebilecek kategori karşıtlığı hesaba katıldığında,
iyicil gruplar arası ilişkilere bir fırsat olarak görülmüş olmalıdır.
Elbette ‘bir pazar kahvaltısı’,
sadece bir pazar kahvaltısı değildir. Meral Akşener’in Güneydoğu müktesebatını
ve normlarını bildiği vurgusuyla verdiği yanıtta (“Meral Akşener’den Selahattin Demirtaş’a ‘kahvaltı’
yanıtı”, 2020), esasen ‘kapıya
gelen misafirin geri çevrilmeyeceği’ nevinden bir sonuç çıkmaktadır. Ama bu
sonuç “kanlın/kan davalın dahi olsa vurgusuyla” misafire yerini bildiren bir
diskurla kurulmuştur. Bir kimlik tehdidi olarak kahvaltı, motivasyonel zeminde
ayırt edilme kimlik motivasyonunu pekiştirmiş, kalıpyargılama ve prototipik
temelli algılamayı beraberinde getirmiş görünmektedir (Branscombe vd., 1999; Turner, 1999).
3. Nekro-Siyasete Karşı ‘Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi’
Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi Ocak 2021 itibariyle faaliyet gösteren, ölülere yönelik şiddete karşı söz ve eylem üretme iddiasında bir inisiyatif olarak karşımıza çıkmıştır. İnisiyatifin kurucularından Derya Aydın ile yapılan röportajdan bir alıntı şöyle:
“Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi gibi bir inisiyatife hiçbir dünya deneyiminde rastlamadım. Hak ihlalleri, yaşanan ölümler ve kayıplar için adalet talep eden, kadına yönelik şiddete, ekolojik yıkıma karşı mücadele eden elbette dünyada birçok koalisyon var. Ancak ölülerin hakkını savunan, üstelik kimliği, inancı, toplumu, cinsiyeti ne olursa olsun bütün ölü bedenlere yönelik şiddetin karşısında duran bir mücadele hattı deneyimine denk gelmedim. Bu açıdan Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi’nin biricik olduğunu ileri sürmek abartılı olmaz” (Pirayende Karcanlı, 2022).
Belki ölüm sözcüğünün ansızın
belirdiği her yerde olabileceği gibi burada da, inisiyatifin ismi ürkütücü
yahut ürpertici bir yan barındırıyor. Öte yandan, daha ürkütücü/ürpertici ve
çarpıcı olansa, pekâlâ, böyle bir inisiyatif kurmanın gerekli hâle gelmiş
olması demek, yanlış olmayacaktır. Çeşitli dezavantajlı/ezilen/madun/azınlık
toplumsal gruplara mensup bireylerin yaşamlarının farklı evrelerinde maruz
kaldıkları nefret suçları (Craig, 2002) ve genel ölçekte deneyimledikleri kolektif mağduriyet (Vollhardt, 2012) sosyal kimlik ve gruplar arası ilişkiler çerçevesinde ele
alınabilmektedir. Gelgelelim, ölü bedenlere yönelik şiddet ile karşımıza ölü
bedenin kimliğini taşıyan diğer(ler)ine verilen mesaj ve dolayısıyla, değişen
hacim ve boyutuyla nefret suçu ve kolektif mağduriyetler çıkmaktadır.
Röportajda Yahudi, Ermeni, Alevi mezarlarına
yapılan saldırılar ve tahribatlara, Hakan Arslan’ın cenazesinin babasına bir
torbada teslim edilmesine, LGBTİ+’lar ve göçmenlerin sahipsiz kalan
cenazelerine (vd.) değiniler yapan Derya Aydın, Ölüye Saygı ve Adalet
İnisiyatifi’ni, yukarıdaki alıntıda görüleceği üzere gruplar arası benlik
sınıflandırması düzeyinin ötesinde SKY’de insan, ölümlü, canlı olmak nevinden
kimlik unsurlarıyla imlenebilecek üst-soyutluk düzeyi (Turner ve Reynolds, 2012) bir benlik sınıflandırmasına ikame etmektedir. Bununla beraber, üst-soyutlukta
benlik sınıflandırması pratiği (yahut üst-kategorizasyon), temelde ifade
edilen, dezavantajlı grupların kolektif mağduriyetine karşı çatı bir mücadele
hattı olma niteliği için bir sosyal yaratıcılık stratejisi (Tajfel ve Turner, 1979) olarak işlev görüyor olabilir.
İnisiyatif, ölümü
imleyerek, acıları ortaklaştırmaya davet ederek, “yas üzerinden bir müştereklik”
ile yaşanabilir bir kamusal hayat arayışını ve sosyal değişim talebini dillendirmektedir.
Bu başlı başına sosyal kimlik temelli bir kolektif eylem örneğidir (La Macchia ve Louis, 2016). Dernekleşmek gibi statü tartışmaları ve gerçekleştirilmiş konferans (“Ölüye Saygı ve Adalet Konferansı’nın sonuç
bildirgesi yayınlandı”, 2022), sosyal medya platformlarında paylaşılan içerikler (Ölüye Saygı ve
Adalet İnisiyatifi, 2022), Cumartesi Anneleri, TİHV gibi toplumsal hareketler ve STK’lar ile
temaslar ve genel ölçekte ölü bedenlere olan fiziksel ve sembolik şiddetle
yüzleşme ve barışçıl bir aradalık yollarını zorlayan direniş perspektifi
hâlihazırda inisiyatifin kolektif eylem repertuvarına karşılık gelmektedir.
Sonuç Yerine
Hâlimiz perişan. Bir
parçayı birlikte icra edemiyoruz, bir kahvaltı masasında buluşamıyoruz, ölüm
gibi bir acıda dahi ortaklaşamıyoruz. Öyle ki kimliğe dair muhtelif
nüveler bu perişan hâlimizi (çatışmalı gruplar arası ilişkiler repertuvarımızı)
çepeçevre sarmalamış gözükmektedir. Elbette bu salt üç vakadan çıkarsanacak şey
olmayabilir; ancak SKY özelinde bir kuram ve metodoloji deposu olarak sosyal
psikoloji disiplininin, hâl-i pürmelâlimizi anlamaya, açıklamaya ve
paylaştığımız aşırı acıklı öykünün serencamını değiştirmeye katkı sunma
potansiyeli bulunmaktadır.
Sözü Edilen Gazete ve Sosyal Medya Kaynakları
Çakır, R. (2020, Eylül 7). Selahattin
Demirtaş, Ruşen Çakır’ın sorularını cevapladı: “Dışarıda olsaydım bir sabah
Başak ile birlikte Meral Hanım’ın kapısını çalar ve ‘Kahvaltıya geldik’ derdim”.
Medyascope.
https://medyascope.tv/2020/09/07/selahattin-demirtas-rusen-cakirin-sorularini-cevapladi-disarida-olsaydim-bir-sabah-basak-ile-birlikte-meral-hanimin-kapisini-calar-ve-kahvaltiya-geldik-derdim/
Ceylan Ertem’in Erkan Oğur’u savunma
şekli. (2021, Nisan). Ekşi Sözlük.
https://eksisozluk.com/ceylan-ertemin-erkan-oguru-savunma-sekli--6885090
Demirtaş, S. (2021, Nisan 21). Erkan
Oğur ile hapishane anım. Artı Gerçek.
https://artigercek.com/guncel/erkan-ogur-ile-hapishane-anim-161317h
Erdem, A. K. (2021, Nisan 16). Erkan
Oğur konuştu: Saray ve kendi menfaati için müzik yapan birisi olduğumu ifade
edenler oldu. Tersine Saray’ın verdiği ödülü kabul etmemiştim. Independent
Türkçe. https://www.indyturk.com/node/345936#
Erkan Oğur’un İbrahim Kalın’ın
türküsüne eşlik etmesiyle başlayan tartışmada kim ne dedi? (2021, Nisan 18). BBC
News Türkçe. https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-56793266
Kalın, İ. (2021). Hiç oldum.
Poll Production. https://youtu.be/6Jw6r4bm05g
Meral Akşener’den Selahattin Demirtaş’a
“kahvaltı” yanıtı. (2020, Eylül 7). Milliyet. https://www.milliyet.com.tr/siyaset/meral-aksenerden-selahattin-demirtasa-kahvalti-yaniti-6300492
Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi. (2022).
https://www.youtube.com/channel/UCYNMdpM5WN99gK8CfbOUcyw/videos
Ölüye Saygı ve Adalet Konferansı’nın
sonuç bildirgesi yayınlandı. (2022, Ekim 20). Bianet.
https://bianet.org/bianet/insan-haklari/268791-oluye-saygi-ve-adalet-konferansi-nin-sonuc-bildirgesi-yayinlandi
Pirayende Karcanlı, A. (2022, Ekim
6). Derya Aydın | Ölüye saygı ve adalet: Neden ve nasıl? Bianet. https://bianet.org/bianet/insan-haklari/268068-derya-aydin-oluye-saygi-ve-adalet-neden-ve-nasil
Kaynaklar
Abayhan, Y. (2016). “Alt
tarafı bir havaalanı” bize sosyal psikoloji ile ilgili ne söyler? Onto
Psikoloji Dergisi, 10, 20–23. https://bit.ly/ONTO10
Abrams, D. ve Hogg, M. A. (1988).
Comments on the motivational status of self-esteem in social identity and
intergroup discrimination. European Journal of Social Psychology, 18(4),
317–334. https://doi.org/10.1002/ejsp.2420180403
Bilgin, N. (1995). Sosyal
psikolojide yöntem ve pratik çalışmalar. Sistem Yayıncılık.
Bilgin, N. (2005). Mahallenin
Muhtarları’ndan Ekmek Teknesi’ne. Siyaset ve İnsan: Siyaset Psikolojisi
Yazıları (2. baskı, ss. 193–196) içinde. Bağlam Yayıncılık.
Bilgin, N. (2007). Sosyal
psikoloji sözlüğü: Kavramlar, yaklaşımlar (2. baskı). Bağlam Yayıncılık.
Branscombe, N. R., Ellemers, N.,
Spears, R. ve Doosje, B. (1999). The context and content of social identity
threat. N. Ellemers, R. Spears ve B. Doosje (Ed.), Social identity: Context,
commitment, content (ss. 35–58) içinde. Wiley-Blackwell.
Breakwell, G. M. (Ed.). (2004). Doing
social psychology research. The British Psychological Society and Blackwell
Publishing. https://doi.org/10.1002/9780470776278
Brewer, M. B. (2001). The many faces
of social identity: Implications for political psychology. Political
Psychology, 22(1), 115–125. https://doi.org/10.1111/0162-895X.00229
Brown, R. (2000). Social identity
theory: Past achievements, current problems and future challenges. European
Journal of Social Psychology, 30(6), 745–778.
https://doi.org/10.1002/1099-0992(200011/12)30:6<745::AID-EJSP24>3.0.CO;2-O
Contarello, A. (2008). Social psychology
and literature: Toward possible correspondence. T. Sugiman, K. J. Gergen, W.
Wagner ve Y. Yamada (Ed.), Meaning in Action (ss. 303–325) içinde.
Springer Science + Business Media. https://doi.org/10.1007/978-4-431-74680-5_18
Craig, K. M. (2002). Examining
hate-motivated aggression: A review of the social psychological literature on
hate crimes as a distinct form of aggression. Aggression and Violent
Behavior, 7(1), 85–101.
https://doi.org/10.1016/S1359-1789(00)00039-2
Diehl, M. (1990). The minimal group
paradigm: Theoretical explanations and empirical findings. European Review
of Social Psychology, 1(1), 263–292.
https://doi.org/10.1080/14792779108401864
Ellemers, N., Pagliaro, S. ve
Barreto, M. (2013). Morality and behavioural regulation in groups: A social
identity approach. European Review of Social Psychology, 24(1),
160–193. https://doi.org/10.1080/10463283.2013.841490
Gawronski, B. ve Bodenhausen, G. V.
(2018). Sosyal psikolojide kuram ve açıklama (G. Tekdemir, Ç. Çoker ve
S. Cesur (Çev. Ed.)). Nobel Akademik Yayıncılık.
Greenwood, J. D. (2004). What
happened to the “social” in social psychology? Journal for the Theory of
Social Behaviour, 34(1), 19–34. https://doi.org/10.1111/j.1468-5914.2004.00232.x
Jetten, J., Haslam, S. A., Cruwys,
T., Greenaway, K. H., Haslam, C. ve Steffens, N. K. (2017). Advancing the
social identity approach to health and well-being: Progressing the social cure
research agenda. European Journal of Social Psychology, 47(7),
789–802. https://doi.org/10.1002/ejsp.2333
Karlıdağ, S. (2019). Kimlik üzerine
sosyal psikolojik açımlama ve kritikler: Bir Yaşar Kemal öyküsü örneğinde
kimlik olgusuna ilişkin meta-teorik değerlendirmeler. Eğitim Bilim Toplum
Dergisi, 17(65), 33–56.
http://egitimsen.org.tr/wp-content/uploads/2020/05/33-56_hakemli-makale.pdf
Karlıdağ, S. (2022). Evcilleştirmek:
Büyük ev ablukadayken kıpırdanmalar. Onto Psikoloji Dergisi, 22,
88–96. https://bit.ly/ONTO22EV
Kruglanski, A. W. ve Stroebe, W. (Ed.).
(2012). Handbook of the history of social psychology. Psychology Press.
https://doi.org/10.4324/9780203808498
Kuppens, T. ve Yzerbyt, V. Y. (2012).
Group-based emotions: The impact of social identity on appraisals, emotions,
and behaviors. Basic and Applied Social Psychology, 34(1), 20–33.
https://doi.org/10.1080/01973533.2011.637474
Kuşdil, M. E. (2008). Tarihsel
çözümlemelerde sosyal psikolojik kuramların yeri: Celali ayaklanmaları örneği. Eğitim
Bilim Toplum Dergisi, 6(21), 23–63.
Kuşdil, M. E., Üzümçeker, E.,
Çavuşoğlu, M. ve Turhan, F. (2014). Muktedirlerin söylemi ve ana akım sosyal
psikolojik açıklamalar arasındaki benzerlikler: Taksim Gezi Parkı Protestosu
örneği. Eğitim Bilim Toplum Dergisi, 12(47), 78–95. https://search.trdizin.gov.tr/yayin/detay/185997/
La Macchia, S. T. ve Louis, W. R.
(2016). Crowd behaviour and collective action. S. McKeown, R. Haji ve N.
Ferguson (Ed.), Understanding peace and conflict through social identity
theory (ss. 89–104) içinde. Springer.
https://doi.org/10.1007/978-3-319-29869-6_6
Reicher, S., Spears, R. ve Haslam, S.
A. (2010). The social identity approach in social psychology. M. Wetherell ve
C. T. Mohanty (Ed.), The SAGE handbook of identities (ss. 45–62) içinde.
SAGE Publications Ltd. https://doi.org/10.4135/9781446200889.n4
Reicher, S., Spears, R. ve Postmes,
T. (1995). A social identity model of deindividuation phenomena. European
Review of Social Psychology, 6(1), 161–198.
https://doi.org/10.1080/14792779443000049
Saint-Louis, H. (2021). Understanding
cancel culture: Normative and unequal sanctioning. First Monday, 26(7).
https://doi.org/10.5210/fm.v26i7.10891
Tajfel, H. (1982). Social psychology
of intergroup relations. Annual Review of Psychology, 33(1),
1–39. https://doi.org/10.1146/annurev.ps.33.020182.000245
Tajfel, H. ve Turner, J. (1979). An
integrative theory of intergroup conflict. W. G. Austin ve S. Worchel (Ed.), The
social psychology of intergroup relations (ss. 33–47) içinde. Brooks/Cole.
Tropp, L. R. (2008). The role of
trust in intergroup contact: Its significance and implications for improving
relations between groups. U. Wagner, L. R. Tropp, G. Finchilescu ve C. Tredoux
(Ed.), Improving Intergroup Relations (ss. 91–106) içinde. Blackwell
Publishing. https://doi.org/10.1002/9781444303117.ch7
Turner, J. (1999). Some current
issues in research on social identity and self-categorization theories. N.
Ellemers, R. Spears ve B. Doosje (Ed.), Social identity: context,
commitment, content (ss. 6–35) içinde. Blackwell Publishers.
Turner, J., Hogg, M. A., Oakes, P.
J., Reicher, S. D. ve Wetherell, M. S. (1987). Rediscovering the social
group: A self-categorization theory. Basil Blackwell.
Turner, J. ve Oakes, P. J. (1997).
The socially structured mind. C. McGarty ve S. A. Haslam (Ed.), The message
of social psychology: Perspectives on mind in society (ss. 355–373) içinde.
Blackwell Publishing.
Turner, J. ve Reynolds, K. J. (2012).
Self-categorization theory. P. A. M. Van Lange, A. W. Kruglanski ve E. T.
Higgins (Ed.), Handbook of theories of social psychology (ss. 399–417)
içinde. SAGE Publications Ltd. https://doi.org/10.4135/9781446249222.n46
Vollhardt, J. R. (2012). Collective victimization. L. R. Tropp (Ed.), The Oxford handbook of intergroup conflict (ss. 136–157) içinde. Oxford University Press.
